Korku vatandaşları yönlendiren ve sevgiden çok daha kuvvetli durumda olan en mühim duygudur. Sevgi ise esasında , yalnızca bir zaman , sevdiklerimizi kaybedeceğimizi bilmenin bir perdesidir ve benim düşünceme göre burada Yaradan meydana çıkmaktadır. İnsanlar toplum şeklinde yaşamaya başladıkça, başka bir deyişle kaybedebilecekleri birşeyler arttıkça, bizzat kendilerini herkesi izleyebilecek bir şey yaratma ihtiyacında hissetmişlerdir. Frans de Waal da gibi bir şey söylüyordu. Benim Düşünceme Göre şu anda refahın, mutluluğun olduğu ülkelerde dindarlığın azalmasının bir sebebi de budur. İnsanlar çoğalış birbirlerini kolaylıkla takip edebilmekte, internetle anında her bilgiye anında ulaşabilmekte ve esasında korku da böylelikle azalmaktadır. Hayat büyümemekte, esasında küçülmektedir. İnsanoğlu bazen bizzat yarattığı şeylerden korkmuş, bazen de kendine ahlaki bir destek yaratmak amaçlı Antik Yunanistan'da olduğu benzeri onları manipule etmiştir. Zeus'a ve bilhassa Poseidon'a bakarsak, bu hali daha huzurlu anlayabiliriz. İskandinav mitolojisinden çok temel bir misal sunmak talep ediyorum . İskandinavlar gökkuşağına hiç aklımıza gelmeyecek bir biçimde bakıyorlarmış. Gökkuşağı, kişilerin dünyası Midgard ve Tanrıların dünyası Asgard içinde bir köprü olarak görülüyormuş. İşte Mitoloji bunun benzeri yüzlerce şeyle doludur ve bu mitlerin çıkma kaynağı da korkudan yabancı bir şey değildir. Korku, sanatta işlenen en mühim konulardan biridir. Resmin meydana çıkmasının nedenlerinden biri de budur belki de. Benim bundan önce pekçok yazımda kullandığım Susan Sontag, 'Fotoğraf Üzerine' isimli kitabında bu konuya değiniyor. "To take a photograph is to participate in another person's mortality, vulnerability, mutability. precisely by slicing out this moment and freezing it, all photographs testify to time's relentless melt." ? Susan Sontag, On Photography Korkuyu ve ölümü en güzel işleyen sanatçılardan birisi Ingmar Bergman'dır hiç şüphesiz . 'Yedinci Mühür' filminde bu konuya değinmektedir. Bunu en güzel yansıtan sahnelerden birisinde, gezici oyuncular oyunlarını sergilerken Yaradan aracılığıyla cezalandırıldıkları tahmin edilen cüzzamlılar çıkagelir. Her Biri bir anda buz kesilir ve onların çilesini izlemeye başlar. Cüzzamlılar acımasızca birbirlerini kırbaçlamakta ve kağıt üzerinde günahlarının bedelini çekmektedir. Tekrardan 'Yedinci Mühür' filminin son sahnesi çok mühimdir . Burada Bergman, bir hakikat Yaradan'nın vefat olduğunu söyler. Yolculuk süresince Yaradan'nın varlığını ve nerede olduğunu heyecan eden ana karakter Block, gerçeği filmin bitiminde öğrenir başka bir deyişle Yaradan'nın tüm sokak süresince onla beraber olduğunu. Filmde herkesin cüzzamlılar ve rahip geldiği süre diz çöktüğünü, tekrardan bu sahnede ölümün önünde de benzer biçimde diz çöküldüğünü görürüz. Bergman'ın en sevdiğim filmlerinden biri durumda olan 'Kış Işığı'nda da bu konu işlenmektedir. Ana karakterimiz rahip Thomas, karısını kaybettikten daha sonra inancını kaybetmiştir. Her zaman inanmadığı bir şeyi inşa etmek zorunda kalmaktadır. Thomas'ın beraber olduğu öğretmen ise tam aksi bir kapasitededir . O, Thomas'ı sevmeye başladıktan daha sonra Yaradan inancı oluşmuştur. Filmin sonuna gerçek ise kilisenin müzisyeni açıkca söyler: "Sevgi Yaradan'dır." Başka Bir Deyişle insanın Yaradan'yla ilişkisi karmaşıktır. Yaradan'yı sevdiğini söyler ama ölümden de bir o civarı korkar. Halbuki insan, yalnızca Yaradan'dan korkar. Her Biri , en inançlı olanlar bile akıllarında bir tereddüt yaşarlar, yukarıda bir şey olmama olasılığından korkarlar ve tekrardan Yaradan'ya sığınırlar. Ne Türlü olabilir da bu civarı sevilen bir şeye kavuşmaktan bu civarı korkar insanoğlu? Benim Düşünceme Göre bunun yanıtı , bilinmez olmasıdır. Arthur Miller'ın 'Cadı Kazanı' isimli oyunu, korkunun insana neler yaptırabileceğinin en kocaman kanıtlarından birisidir. Miller bu oyunu, Hollywood'ta o aşama meydana gelen komünist avından esinlenerek yazmış. Bu da korkunun ne civarı kuvvetli bir his olduğunun bir yabancı delilidir . Oyun yaşanmış bir olaya dayanır. 1632 senesinde Amerika'nın Salem kasabasında bir grup insan cadılıkla suçlanır ve pekçok suçsuz insan cezalandırılır. Miller'ın bu oyununu okuduğumda çok etkilenmiştim, bilhassa son sahnenin çok alıcı olduğunu düşünürüm. Geçtiğimiz zaman dersini izlediğim Jon Andersonn, Damien Hirst'ten bahsetti ve onun benim çok hoşuma giden bir sözünü paylaştı. Birden Çok defa Hirst'in yapıtlarını görmüştüm. Bu sözünden daha sonra , onun çalışmaları benim amaçlı çok daha manalı duruma geldi. Hirst'in en malum yapıtı "The Physical Impossibility of Death in the Mind of Someone Living"dir. Bu eserinde, kutu diyebileceğimiz bir şeyin içerisine tutuklu bir köpek balığını yerleştiriyor. Bana önce bakışta manasız benzeri gelmişti ama şu anda çok farklı bir gözle baktığımı söylemem gerekmektedir . Hirst, köpek balığını tankın içerisine adeta halen davranış halindeymiş benzeri yerleştiriyor. Bu da çalışmanın başlığıyla daha manalı halen geliyor. Bu çalışmayı, şu anda aklımda durumda olan bir senaryo fikrine çok yakın olduğu amaçlı de çok beğendiğimi söyleyebilirim.overview Hirst'in bir başka farklı yapıtı ise "For the Love of God" olsa sebep . Benim Düşünceme Göre burada yorumlamak aradığı , dünyadaki en kımetli şey durumda olan insan yaşamını korku sebebiyle , ya da Yaradan'ya erişmek için başkalarını incitmede kullanmanın ne civarı gerçek olduğu. Bu eserde yüzlerce minik elmasın kullanıldığını görüyoruz. Hem Bir insanoğlunun tutkularını, hem bir de oluşturan amaçlı insanlara ne türlü acı çektirildiğini farklılık ediyoruz. Korku hissi müzikte de görülmektedir. Bunlardan en ehemmiyetlisi Requiem'dir hiç şüphesiz . En malum eser Mozart'ın Requiem'idir. Bunu dışarısında Faure, Verdi, Brahms sık sık seslendirilen eserler yazmışlardır..
2 Şubat 2015 Pazartesi
25 Ocak 2015 Pazar
Strateji nasıl yapılır?
Stratejiyi hep derler nasıl kurabilirz diye ben size tek bir cevap sunayım; strateji oyunları oynayarak geliştirebilirsiniz.
İş Tasarısı'nın tanımını " İş Tasarısı , şirketinizin geçmişini, geliyor olacak amaçlı vizyonunuzu ve bu vizyondaki hedeflerinize ulaşmak amaçlı uygulayacağınız tasarıları ifade eden çok mühim bir stratejik planlama belgesi ( arabayı ) ve şirketinizin sokak haritasıdır" diye yapıyoruz.
Sanırım "stratejik tasarılamanın " ne meydana geldiğini , neye yaradığını, ne türlü yapıldığını da, İş Tasarısı'nın gerekliliğini ve ehemmiyetini irdelemek tarafından faydalı .
Strateji kelimesin aslı Yunanca, "?????????"-strategia kelimesinden ciro ve komutanlık sanatı anlamındadır. Bu bağlamda baktığımızda, savaştan öncesinde askerlerin en uyumlu ve avantajlı bir biçimde konumlandırılması demektir.
Taktik kelimesinin aslı da Yunanca "???????" belediye taktikos kelimesinden ciro ve manası , savaş esnasında askerlerin yaptığı manevralardır.
Bu bağlamda baktığımız süre , taktik savaş başlamadan öncesinde yapılmış olan uzunca vadeli bir iş , taktik ise savaş esnasında hedefe ulaşmak amaçlı yapılmış olan çabuk ve az dönemli hareketlerdir. Öbür bir söylemle , taktik , pozisyon almak, taktik de süratle yapılan manevralardır.
Stratejik planlama bir süreçtir, ama baş ve sonu olmayan bir aşama . Bir Çok Kez değişim gösteren etraf şartları ve iç gelişmeler stratejik tasarının bir çok kez olarak değişim gösteren bu koşullara ahenk temin edecek bir biçimde güncellenmesini gerektirecektir. Stratejik plan, yapıldıktan ardından bir kenara atılan ve unutulan bir belge değil, bir çok kez izlenerek aktüellenmesi gereken olan araçtır.
İş Modelinin yapıtaşları mahaline yerleşik olsa dahi işin karşısına çıkan ve mani oluşturan tehditleri ortadan kaldırmak ya da pozitif etkileyen fırsatları değerlendirmek amaçlı tasarıların bir çok kez aktüellenmesi şarttır.
Planlamanın yapısın şu şekilde özetleyebiliriz;
Planlama bir netice değil bir süreçtir ve bu aşama tasarılamanın neticelerinden ek olarak mühimdir .
Planlama hiç bir zaman sona ermeyen bir süreçtir, yapılmış olan tasarıların bir çok kez olarak güncellenmesidir.
Planlama bir çok kez bir vesile beklentisi olmalıdır, fırsatlar her süre planladığımızdan ek olarak sıkı neticeler almamızı olanağı sağlar . Plan olmazsa fırsatları rastlamak ve yakalamak hemen hemen imkansızdır.
Temelde, bir işin gidebileceği pekçok taraf vardır, stratejik plmanaya, firmanın neyi yapıp neyi yapmayacağını, pekçok alternatif arasından belirlemektir. Plmanaya, pekçok vesile içinde inşa edilmesi gereken olan kolay değil bir tercihtir.
Planlar, o tasarısı uygulamak amaçlı kullandığımız varsayımlardan ve o tasarısı kullanma isteğimizden ek olarak sıkı olamazlar.
Stratejik planlama bir ekip aracılığıyla yapılmış olan bir iştir. Ekibin bütün fertlerinin deneyimleri, görüşleri, bakış açıları bu müddetçe katkı olanağı sağlar ve bunun yanında firmanın partner zekasını geliştirir, zenginleştirir. Unutmayın partner zeka, grubun en akıllı bireyinden ek olarak zekidir.
Stratejik Planlama yaparken, vesile ya da tehditleri ortaya çıkarabilmek amaçlı yanıtlamamız gereken olan pekçok soru vardır ve bu suallerin birçoğu İş Modelimizden ciro . Bu suallerin yanıtlanabilmesi amaçlı bir çok kez haber toplamak ve bu veriler doğrultusunda ortaya çıkardığımız cevap seçenekleri arasından tercih uygulamak zorundayız ki bu çok kolay değil bir tercihtir.
İş Tasarısı'nın tanımını " İş Tasarısı , şirketinizin geçmişini, geliyor olacak amaçlı vizyonunuzu ve bu vizyondaki hedeflerinize ulaşmak amaçlı uygulayacağınız tasarıları ifade eden çok mühim bir stratejik planlama belgesi ( arabayı ) ve şirketinizin sokak haritasıdır" diye yapıyoruz.
Sanırım "stratejik tasarılamanın " ne meydana geldiğini , neye yaradığını, ne türlü yapıldığını da, İş Tasarısı'nın gerekliliğini ve ehemmiyetini irdelemek tarafından faydalı .
Strateji kelimesin aslı Yunanca, "?????????"-strategia kelimesinden ciro ve komutanlık sanatı anlamındadır. Bu bağlamda baktığımızda, savaştan öncesinde askerlerin en uyumlu ve avantajlı bir biçimde konumlandırılması demektir.
Taktik kelimesinin aslı da Yunanca "???????" belediye taktikos kelimesinden ciro ve manası , savaş esnasında askerlerin yaptığı manevralardır.
Bu bağlamda baktığımız süre , taktik savaş başlamadan öncesinde yapılmış olan uzunca vadeli bir iş , taktik ise savaş esnasında hedefe ulaşmak amaçlı yapılmış olan çabuk ve az dönemli hareketlerdir. Öbür bir söylemle , taktik , pozisyon almak, taktik de süratle yapılan manevralardır.
Stratejik planlama bir süreçtir, ama baş ve sonu olmayan bir aşama . Bir Çok Kez değişim gösteren etraf şartları ve iç gelişmeler stratejik tasarının bir çok kez olarak değişim gösteren bu koşullara ahenk temin edecek bir biçimde güncellenmesini gerektirecektir. Stratejik plan, yapıldıktan ardından bir kenara atılan ve unutulan bir belge değil, bir çok kez izlenerek aktüellenmesi gereken olan araçtır.
İş Modelinin yapıtaşları mahaline yerleşik olsa dahi işin karşısına çıkan ve mani oluşturan tehditleri ortadan kaldırmak ya da pozitif etkileyen fırsatları değerlendirmek amaçlı tasarıların bir çok kez aktüellenmesi şarttır.
Planlamanın yapısın şu şekilde özetleyebiliriz;
Planlama bir netice değil bir süreçtir ve bu aşama tasarılamanın neticelerinden ek olarak mühimdir .
Planlama hiç bir zaman sona ermeyen bir süreçtir, yapılmış olan tasarıların bir çok kez olarak güncellenmesidir.
Planlama bir çok kez bir vesile beklentisi olmalıdır, fırsatlar her süre planladığımızdan ek olarak sıkı neticeler almamızı olanağı sağlar . Plan olmazsa fırsatları rastlamak ve yakalamak hemen hemen imkansızdır.
Temelde, bir işin gidebileceği pekçok taraf vardır, stratejik plmanaya, firmanın neyi yapıp neyi yapmayacağını, pekçok alternatif arasından belirlemektir. Plmanaya, pekçok vesile içinde inşa edilmesi gereken olan kolay değil bir tercihtir.
Planlar, o tasarısı uygulamak amaçlı kullandığımız varsayımlardan ve o tasarısı kullanma isteğimizden ek olarak sıkı olamazlar.
Stratejik planlama bir ekip aracılığıyla yapılmış olan bir iştir. Ekibin bütün fertlerinin deneyimleri, görüşleri, bakış açıları bu müddetçe katkı olanağı sağlar ve bunun yanında firmanın partner zekasını geliştirir, zenginleştirir. Unutmayın partner zeka, grubun en akıllı bireyinden ek olarak zekidir.
Stratejik Planlama yaparken, vesile ya da tehditleri ortaya çıkarabilmek amaçlı yanıtlamamız gereken olan pekçok soru vardır ve bu suallerin birçoğu İş Modelimizden ciro . Bu suallerin yanıtlanabilmesi amaçlı bir çok kez haber toplamak ve bu veriler doğrultusunda ortaya çıkardığımız cevap seçenekleri arasından tercih uygulamak zorundayız ki bu çok kolay değil bir tercihtir.
20 Ocak 2015 Salı
Zombi Korkusu Nedir
Korku; bizzat bütünselliğinde tek sürü kapsamlı sahaya yayılmakta, yükseklik korkusu, işlek hayvan korkusu, kapalı alan korkusu ( hem de fobi olarak nitelendiriliyor bu korkular) karanlıkta kalmak korkusu derken hayat alanlarımızı eziyet haline çeviriyoruz.
Korku, sözlük manasıyla ifade edildiğinde " Tek tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan endişe , hüzün , kötülük gelme olasılığı , tehlike" halinde tek tanım meydana çıkıyor. TDK'nın internet sitesinde bulunan korku tanımlamasına ruh bilim tarafından yaklaşımı ise bizlerin hakikat yaşamda yaşadıklarını tarif etmekte . "Korku oyunları, hakikat veya beklenen tek tehlike ile yüklü tek acı karşısında uyanan ve heyecan , beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. bulguları meydana gelen veya ek olarak karma karışık fiziksel değişmelerle kendini gösteren his ."
Korkunun biz vatandaşları ilgilendiren tanımı, ağırlıklı olarak işin bedensel boyutta meydana gelen hislerinde… Evrensel olarak incelendiğinde; korkudan eli ayağı tutmamak, eli ayağı kesilmek, beti benzi solmak, dili kapılmak , avuçlarının içi terlemek, soluğu kesilmek, benzeri hemen yan tesirleri meydana gelen kuvvetli tek duygudur, korku.
Bu hissiyatları çeşitli tek boyutta aşık olunca da yaşar insan, orada da devreye reddedilme korkusu, terk edilme korkusu, kendini ifade edememe korkusu, karşın cins korkusu, kaybedersem korkusu derken sevgiliye açılamadan korkulara tutsak düşeriz.
Derslerde, sınavlarda başka bir deyişle kendimizi ifade etmekten ziyade bilgimizi sınadığımız alanlarda da korku baskın tek his olarak karşımıza çıkıyor. Yapamazsam, bilemezsem, arkadaşlarım gülerse, öğretmenim kızarsa halinde kurguladığımız korkular bize aşama içerisinde travmatik sıkıntılar olarak geriye geliyor. Tek nevi korku ekip korku biçerek yaşıyoruz.
Korku; bizzat bütünselliğinde tek sürü kapsamlı sahaya yayılmakta, yükseklik korkusu, işlek hayvan korkusu, kapalı alan korkusu ( hem de fobi olarak nitelendiriliyor bu korkular) karanlıkta kalmak korkusu derken hayat alanlarımızı eziyet haline çeviriyoruz.
Peki, bu civarı derin tek konu meydana gelen korkularımızı bedenimizde tetikleyen ve etkilenen organlar hangileri acaba. Öncelikle böbreküstü salgı bezleri ile salgılanan Adrenalin vücuda ve beyne ikaz göndererek durumun vahametini belirtiyor .
Heyecan ve korku halinde Adrenalin salgılanmasının artmasıyla noradrenalin salgılanarak sakinleşmeyi olanağı sağlar . Kan damarlarını genişletir. Adrenalinin salgılanması sırasında:
bir.Damarlar genişler.
2.Kan Basıncı artar.
3.Kalp atış hızı artar.
4.Göz bebekleri büyür.
5.Kan şekeri yükselir.
Detaylar için: http://www.zombioyunlari.com/korku-oyunlari
Korku, sözlük manasıyla ifade edildiğinde " Tek tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan endişe , hüzün , kötülük gelme olasılığı , tehlike" halinde tek tanım meydana çıkıyor. TDK'nın internet sitesinde bulunan korku tanımlamasına ruh bilim tarafından yaklaşımı ise bizlerin hakikat yaşamda yaşadıklarını tarif etmekte . "Korku oyunları, hakikat veya beklenen tek tehlike ile yüklü tek acı karşısında uyanan ve heyecan , beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. bulguları meydana gelen veya ek olarak karma karışık fiziksel değişmelerle kendini gösteren his ."
Korkunun biz vatandaşları ilgilendiren tanımı, ağırlıklı olarak işin bedensel boyutta meydana gelen hislerinde… Evrensel olarak incelendiğinde; korkudan eli ayağı tutmamak, eli ayağı kesilmek, beti benzi solmak, dili kapılmak , avuçlarının içi terlemek, soluğu kesilmek, benzeri hemen yan tesirleri meydana gelen kuvvetli tek duygudur, korku.
Bu hissiyatları çeşitli tek boyutta aşık olunca da yaşar insan, orada da devreye reddedilme korkusu, terk edilme korkusu, kendini ifade edememe korkusu, karşın cins korkusu, kaybedersem korkusu derken sevgiliye açılamadan korkulara tutsak düşeriz.
Derslerde, sınavlarda başka bir deyişle kendimizi ifade etmekten ziyade bilgimizi sınadığımız alanlarda da korku baskın tek his olarak karşımıza çıkıyor. Yapamazsam, bilemezsem, arkadaşlarım gülerse, öğretmenim kızarsa halinde kurguladığımız korkular bize aşama içerisinde travmatik sıkıntılar olarak geriye geliyor. Tek nevi korku ekip korku biçerek yaşıyoruz.
Korku; bizzat bütünselliğinde tek sürü kapsamlı sahaya yayılmakta, yükseklik korkusu, işlek hayvan korkusu, kapalı alan korkusu ( hem de fobi olarak nitelendiriliyor bu korkular) karanlıkta kalmak korkusu derken hayat alanlarımızı eziyet haline çeviriyoruz.
Peki, bu civarı derin tek konu meydana gelen korkularımızı bedenimizde tetikleyen ve etkilenen organlar hangileri acaba. Öncelikle böbreküstü salgı bezleri ile salgılanan Adrenalin vücuda ve beyne ikaz göndererek durumun vahametini belirtiyor .
Heyecan ve korku halinde Adrenalin salgılanmasının artmasıyla noradrenalin salgılanarak sakinleşmeyi olanağı sağlar . Kan damarlarını genişletir. Adrenalinin salgılanması sırasında:
bir.Damarlar genişler.
2.Kan Basıncı artar.
3.Kalp atış hızı artar.
4.Göz bebekleri büyür.
5.Kan şekeri yükselir.
Detaylar için: http://www.zombioyunlari.com/korku-oyunlari
19 Ocak 2015 Pazartesi
Rüyada Zombi Görmek
Rüyada zombi rastlamak , hayırlara delalet eder. Rüya sahibinin etrafındaki hayırlı ve yararlı kimselerin varlığına rivayet edilir. Kolay Değil günlerde mantık verecek, destek verip , teselli edecek, hem bir parasal hem bir de içsel desteğini esirgemeyecek, bilge , deneyimli , sağduyu sahibi, zeki ve akılcı bireylerin varlığına işaret eder ve onlar yardımıyla yaşanacak harika günlerin habercisi olarak onay edilir.
Rüyada Zombi Öldürmek
Başarı ve yengi ele geçirmeye , kem gözlerden korunmaya, berbat düşünceler ve niyetler içerisinde durumda olan kimselerden kurtulmaya delalet eder. Rüya sahibi inancı ve güveni yardımıyla kocaman yol kat edecek ve kendisine kayıp sunmak talep edecek kişileri yöntemin bir sürü geri bırakarak, kendisine ulaşmalarını engelleyecek demektir.
Rüyada Zombi Olmak
Rüyayı gören bireyin insanlarla durumda olan iletişiminin azlığına rivayet edilir. Rüya sahibi içerisine kapanık, sosyallikten uzak, bizzat dünyası dışına çıkmahemen yan, yeniliklere, değişikliklere kapalı, çevresi dar kimse olarak tasvir edilir ve bu hayat tarzını kendi seçim ettiği yorumu yapılır.
Rüyada Zombi Saldırısı Görmek
Uğur, baht ve muvaffakiyet olarak onay edilir. Düşü gören bireyin yaşamında kendisini hüsrana uğratan engellerin ortadan kalkacağına, bireyin aradığı makama yükseleceği, hedeflerine ulaşacağı ve her çeşitli emellerini gerçekleştirmek için fırsatlar elde edeceği manasına ciro .
Rüyada Zombi İstilası Görmek
Rüyayı gören bireyin etrafının her geçtiğimiz gün kalabalıklaşacağına ve genişleyeceğine, bu kimselerin de kendisine kuvvet , kudret ve destek olacağına, yol göstereceğine, tecrübelerini aktaracağına ve sevinçli olması için destek edeceğine delalet eder.
Rüyada Hortlak Görmek
Ümit kesilmiş ve çoğalış hayır gelmeyeceği ile ilgili kanı getirilmiş bazı işlerin düşü gören kişiye fayda temin edecek ve yüzünün gülmesine vesile olacak biçimde dönem göstereceği ve bununla kalmayarak bir sürü çabuk bir biçimde sonuçlanarak rüya sahibinin lehine noktalanacağı manasına ciro .
Örnek birinin rüyası bu biçimde olmuş örneğin , rüyamda ailem yurt dısına gıdıyo bende burada okula devam ediyorum okulda ders işlerken büyük yangın alarmı çalıyor ve tüm her biri dışarı çıkmaya başlarken müdür kapının önünde duruyor sakın çıkmaym diyo oysaki zombiymiş salgın varmış ondan hemen ardından her biri orada beklerken ben çatıkatında saklanıyorum daha hemen ardından esasen zombiler camlarıkırıp içeri dalmış falan bide herkesin zombi olup olmadığını tanımlamak için boyunlarında bir işaret var bir delik üstünde mavi parlayan neondu kocaman ihtimalle işareti var. bende çatı katında bulduğum bir çubukla boynumu deliyorum çantamdan mavi kalemin boyasını boynuma döküyorum daha hemen ardından dışarı çıkıyorum zombiler üzerime geliyor ve beni koklamaya başlıyorlar ben yoluma devam ediyorum insan durumda olan aileler arıyorum. bi apartmana giriyorum adamın biri dairenin kapısını açıp beni içeri çekiyor ve suratıma tüfek dayayıp boynuma bakıyor. işaret var. bende yalnızca boya meydana geldiğini anlatıyorum. tamam diyorlar beni içeri alıyorlar.apartmndan birilerinin çıkışını duyuyoruz beni yanına alan aile; bir kızları var, karı ve kocalar o civarı . bayan yabancı insanlarda var demek diyor kocasıda kapıyı tam açmaya giderken ben onu tutuyorum inşa etme diyorum tuttuğum kolunu silkip kapıyı açmaya gidiyor tam o sırada kapı kırılıyor ve zombi adamın üst kısmına atlayıp onu öldürüyor erkek benim üzerime düşüyor ben altında kalıyorum adamın kanları benim üzerime dökülüyor zombi benide can verdi zannedip kadın ve kızı öldürmeye parçalamaya başlıyor hemen ardından anlamadığım bir dilde kulağıma birşeyler fısıldayıp gidiyor. bende parçalanmış insanlardan geriye kalanlarından adamın böbreğini elime aıyorum ve tüm kanları üzerime ağızıma burnuma sürüyorum. zombiler yüzme bilmiyorlarmış sudaki balıklar ya onları yiyor ya da denizin dibine batıp yosun oluyorlarmış. bende köprüden dışarı kaçıp hemen ardından köprüleri patlatmayı planlıyorum.(köprüde boğaz köprüsüü :D ) köprüye gerçek yürüyorum bir zombi bana seninle gelmeye hüküm verdim diyo bende tamam diyorum akşama gerçek gitmeye hüküm vardim diyo gene tamam diyorum.akşam olunca çimenliklerin içinde uyuya kalıyorum erken uyandığımda gözlerimi açar açmaz zombinin biri tam önümde bana bakıyor elimdeki böbreği de yemiş ben hiç reaksiyon vermeden kalkıp gidiyorum.köprüye geldiğimde orda körüyü kapatmışlar o kişilere yalvarıyorum beni almıyorlar hemen ardından bende denize atlayıp karşıya civarı yüzüyorum kurtuluyom falan filan bundan hemen ardından kapıyı kırıyolar dünyaya yayılıyo esasında çook daha uzunca da yazmaya üşendim :D bitiminde ise zombiler yalnızca hayvan yiyerek yaşıyolar ve idam cezasına çarptırılan kişileri yiyolar öyle :D
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



